Parnasizm neden ortaya çıktı ?

Milid

Global Mod
Global Mod
[color=]Parnasizm Neden Ortaya Çıktı? Sanatın ve Edebiyatın Evrimi Üzerine Bir Bakış

Parnasizm, sanat dünyasında çok sık rastlanan bir akım olmamakla birlikte, çıktığı dönemin toplumsal ve kültürel bağlamına baktığınızda ne kadar anlamlı olduğunu görebilirsiniz. Peki, Parnasizm neden ortaya çıktı? Bu soruyu yanıtlamak için biraz geçmişe, özellikle 19. yüzyılın sonlarına gitmek gerekiyor. Şiir, sanat ve edebiyat bu dönemde hızla değişiyor, romantizmin etkileri geride kalıyor ve yeni bir estetik anlayışına duyulan ihtiyaç beliriyor. Kişisel bir gözlem olarak, her dönemin kendine özgü bir huzursuzluğu ve sanatçılar tarafından yaratılan yeni dilinin olduğunu düşünüyorum. Parnasizm de tam olarak böyle bir dönemde, geçmişin etkilerini geride bırakma çabası olarak doğdu.

[color=]Romantizm ve Realizm: Geçmişin Etkileri

Parnasizm, esasen romantizm ile realizmin birbirine karşıt öğeleri arasında bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Romantizm, bireysel duyguları, doğanın yüceltilmesini ve hayal gücünün ön planda tutulmasını savunuyordu. Ancak, zamanla romantizm fazla duygusal ve subjektif görülmeye başlandı. Artık şiirlerde daha az duygusal yoğunluk, daha fazla biçim ve teknik arayışı bekleniyordu. Aynı zamanda realizm de, toplumsal gerçekliği gözler önüne seriyor ancak biçimsel zarafeti ve estetik değerleri göz ardı ediyordu. Bu iki akımın her birinin aşırılıkları, Parnasyen şairleri yeni bir yol arayışına yöneltti.

[color=]Parnasyen Akımının Temel Sebepleri

Parnasyenin ortaya çıkışını, birkaç ana faktörde toplamak mümkün:

1. Sanatın Estetik ve Teknik Bir Yöne Evrilmesi: Romantizmin duyusal yoğunluğu ve realizmin günlük yaşamın çıplak gerçekliğini betimlemesi, şairleri şekil ve biçime daha fazla odaklanmaya zorladı. Parnasyen şairler, şiirlerinde estetik bir denge kurarak, içsel dünyaları dışa vurmak yerine daha çok evrensel, soyut anlamlar aradılar. Sanatın, duygusal yoğunlukla değil, biçimsel mükemmeliyetle tanımlanması gerektiğine inandılar. Biçimin ve yapının bir sanat eseri olarak daha öne çıkması gerektiği görüşü, onların şiirini şekillendirdi.

2. Toplumsal Değişim ve Sınıf Yapıları: 19. yüzyılda sanayileşme, sınıf farklarının derinleşmesi ve kapitalizmin hızla yayılması, toplumsal yapıları köklü bir biçimde değiştirdi. Parnasyenler, sanatın toplumsal işlevi ve toplumun baskılarından bağımsız olması gerektiğini savundular. Onlar için sanat, dış dünyadan bağımsız, kendi iç estetik değerlerine sahip bir alan olmalıydı.

3. Sanatçının Rolü ve Toplumdan Bağımsızlık: Parnasizm, sanatçının toplumdan bağımsız bir biçimde, yalnızca estetik değerleri göz önünde bulundurarak eser üretmesini savundu. Bu, daha önceki akımlarda sıkça görülen toplumun sorunlarını ve bireysel duyguları yansıtma anlayışına karşı bir duruştu. Parnasyen şairler, sanatın sadece sanat için olması gerektiğini savunarak, sanatçının toplumdan bağımsız bir figür olarak yer almasını istedi.

[color=]Kadınların ve Erkeklerin Parnasyen Anlayışları: Empati ve Objektiflik

Parnasyenlerin sanata bakış açısını daha geniş bir çerçevede, toplumsal cinsiyet bakış açısıyla değerlendirmek de ilginç bir yol olabilir. Erkekler genellikle daha stratejik ve çözüm odaklı yaklaşarak, sanatın soyut ve biçimsel taraflarını savunmuşlardır. Erkek şairler, Parnasyen anlayışla, şiirlerinde bireysel duygular yerine biçimsel mükemmeliyet ve evrensel anlamları ön plana çıkarmışlardır. Bu yaklaşım, onların daha çok teknik olarak başarılı ve soğukkanlı şiirler üretmelerini sağlamıştır.

Kadınların bakış açısı ise daha empatik ve ilişkisel bir doğaya sahiptir. Parnasyen şairleri arasında kadın şairlerin sayısı sınırlı olmakla birlikte, onların eserlerinde daha fazla duygusal yoğunluk ve insanlık halleriyle ilgili derinlikli incelemeler görmek mümkündür. Kadın şairler, toplumdan ve duygulardan bağımsız olma amacını taşırken, estetik açıdan daha özgür bir alan yaratmaya çalışmışlardır. Ancak, kadın şairlerin, özellikle o dönemin toplumsal bağlamında, bu estetik anlayışa tam anlamıyla yerleşmeleri zordur. Çünkü kadınların şiirlerinde daha fazla duygusal derinlik ve toplumsal kimlik temaları öne çıkmış, biçimsel zarafet ve teknik mükemmeliyet kadar bu içsel dünyalar da şiirlerinin temel unsuru olmuştur.

[color=]Parnasyenin Eleştirisi ve Güçlü Yönleri

Parnasyen akımının eleştirilmesi gereken birkaç yönü vardır. Öncelikle, estetik bir mükemmeliyet arayışının, sanatın toplumsal işlevinden ve bireysel deneyimlerden uzaklaşmasına yol açtığı iddia edilebilir. Bu durum, sanatın evrensel olma iddiasını sorgulatabilir, çünkü bireysel duyguların ve toplumsal bağlamın göz ardı edilmesi, halkla olan bağları zayıflatabilir. Ayrıca, Parnasyenler genellikle bireysel ve duygusal yönlerden kaçındıkları için, edebiyatın derinlikli insanlık halleriyle kurduğu bağlardan uzaklaşmışlardır.

Bununla birlikte, Parnasyenlerin sanat anlayışı da büyük bir değere sahiptir. Biçim ve tekniğin ön plana çıkması, sanatın evrensel dilini bulma çabası, çağdaş sanat için bir temel oluşturmuştur. Estetik mükemmeliyetin peşinden gitmek, sanatçıların teknik yeteneklerini geliştirmelerine ve belirli bir standarda ulaşmalarına yardımcı olmuştur.

[color=]Sonuç ve Tartışma Soruları

Parnasyenin ortaya çıkmasının, toplumsal değişimlerden, sanatsal evrimden ve bireysel özgürlük arayışından nasıl etkilendiğini incelemek, sanatın geleceği üzerine düşündürtmektedir. Parnasyenlerin biçimsel mükemmeliyet hedefi, bir yandan sanatı daha evrensel bir dil haline getirirken, bir yandan da kişisel ve toplumsal bağlardan ne kadar uzaklaşmışlardır?

Kadın ve erkek şairlerin Parnasyen anlayışı nasıl farklı şekilde deneyimlediği ve ifade ettiği üzerine düşünmek de önemli. Bu konuda erkek ve kadın şairlerin eserlerinin farklılıkları, Parnasyenin toplumsal bağlamdaki yerini nasıl etkiler?

Bu sorular üzerinden tartışarak, Parnasyen akımının sanat üzerindeki etkilerini ve toplumsal yapılarla ilişkisini daha derinlemesine inceleyebiliriz.